İcra İflas Hukuku

İCRA İFLAS HUKUKU

İcra iflas hukukunun diğer bir adı da cebri icra hukukudur. Cebri icra hukuk borçların devlet organlarının zor kullanarak yerine getirilmesi, ifasıdır. Bununla beraber her toplumda, borcunu rızası ile ifa etmeyen ( ödemeyen ) borçlular vardır. İşte bu gibi borçlulara karşı bunlardan alacaklı olanları korumak için (yani alacaklıların alacaklarına kavuşabilmeleri için) alacaklılara devlet gücünün yardımını isteme hakkı tanınmıştır. Alacaklıların devlet gücünün yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenleyen hukuk dalına icra-iflas hukuku veya cebri icra hukuku (veya takip hukuku) denir.

Borcunu rızası ile (kendiliğinden) yerine getirmeyen (ifa etmeyen, ödemeyen) borçlu, alacaklı talebi üzerine devlet gücü ile borcunu yerine getirmeye (ödemeye) zorlanır. Devletin cebri icra organları (icra dairesi) borçlunun mallarına el koyar, bu malları satar ve satış bedelinden alacaklıya alacağını öder. İcra ve iflas hukukunda borç, borçlu ve alacaklı kavramları borçlar hukukunda ki anlamlarından daha geniştir. Bu terimlerle ilk önce borçlar hukukun da ki borç, borçlu ve alacaklı kastedilmektedir. Bunun dışında ayni haklar alanında ki yükümlülükler ve bunlara uyulmasını isteme hakkına sahip olanlarda, icra icra iflas hukuku bakımından borç, borçlu ve alacaklı sayılır. Başkasının taşınmazına (aynı hakkına) tecavüz eden kimse o taşınmazı sahibine geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük cebri icra hukuku anlamında bir borç olup, bununla yükümlü olan da kimse borçlu ve bu borcun yerine getirilmesini isteyen taşınmaz sahibi maliki ise, alacaklıdır.

Borçlu borcunu rızası ile ödemezse, alacaklının borçlunun devlet gücü ile borcunu ödemeye getirmeye zorlanmasını isteme hakkı vardır. Alacaklı bu hakkını kullanarak icra dairesine başvurursa borçlu devlet gücü tarafından borcunu yerine getirmeye zorlanır. Fakat alacaklının, kendi kendine alacağını kendiliğinden alma hakkı yasaktır.

Bu nedenlerle cebri işlemlerde bulunma yetkisini yalnız devlete tanımıştır. Alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak için, devletin icra dairesince borçlunun mallarına el konur, mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. İcra daireleri bu işlemleri yapabilmek için zor kullanma yetkisine sahiptir. Bu tedbirlerinde yetmediği hallerde borçlular için, adli para ve hapis cezaları öngörülmüştür. Bu nedenle İİK Borçlunun borcunu ödemeye zorlamak için istisnai olarak bazı icra- iflas suçları kabul etmiştir. İİK’nun 348. maddesine göre kanunun bu babında yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir. İcra mahkemesinin icra iflas suçları hakkında verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yargı çevresinin bulunduğu numara olarak onu izleyen icra mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İİK’da düzenlenmiş suçlardan takibi şikayete bağlı olanların şikayetçisi feragat eder ve borç ödenirse dava bütün sonuçları ile düşer.

İCRA HUKUKUNUN BÖLÜMLERİ

İcra hukuku ilamlı icra ve ilamsız icra olarak iki bölüme ayrılır.

İLAMLI İCRA

İlamlı icrada alacaklının elinde borçlusuna karşı almış olduğu bir mahkeme ilamı ( hükmü ) vardır. Alacaklı, bu ilamı icra dairesine vererek ilamlı icra takibi başlatır. Borçlu, kendisine icra dairesi tarafından verilen 7 günlük süre içinde ilam konusu borcu ödemezse , ilam icra dairesi tarafından zorla icra edilir. Alacaklının alacağı bir mahkeme hükmü ile tespit edilmiş olduğundan borçlu borcu olmadığı gerekçesiyle bir itirazda bulunamaz ve böyle bir itiraz ile ilamlı icra takibini durduramaz.

Konusu paradan başka bir şey olan alacakların cebri icra yolu ile takip edilebilmesi için ilk önce bir mahkeme ilamı alması gerekir. Mahkeme ilamı olmadan konusu paradan başka bir şey olan alacakların cebri icra yolu ile yerine getirilmesi istenemez.

Para alacakları için dava açarak mahkemeden alınacak olan ilamın ilamlı icra hükümlerine göre takip başlatılacağı gibi, para alacakları için mahkemeden mutlaka ilam alınması şart değildir. Para alacaklarının ilamsız icra yolu ile takibi de mümkündür. Para alacağı için ilam alınmışsa o zaman ilamlı icra yoluna başvurulur. İlamlı icra, her çeşit alacak hakkında ki mahkeme ilamlarının nasıl icra edeceğini düzenleyen bir icra yoludur.

İLAMSIZ İCRA

İİK’da ilamlı icradan başka yalnız para ve teminat alacakları için ilamsız icra yolları da kabul edilmiştir. İlamsız icrada alacaklının alacağının bir mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olması şart değildir. Yani alacaklı para veya teminat alacağı hakkında daha önce mahkemede dava açıp bir ilam elde etmek zorunda kalmaksızın para veya teminat alacağına kavuşmak için doğrudan icra dairesine başvurup ilamsız icra takibi yapabilir.

İlamsız icrada doğrudan icra dairesine başvuran alacaklının icra takibi yapılabilmesi için elinde bir ilam bulunmasına gere olmadığı gibi , alacaklının alacağının bir senede ( belgeye ) bağlı olması da şart değildir. Alacağı hakkında bir senedi bulunmayan alacaklıda ilamsız icra yoluna gidebilir. Ancak bu halde ilamsız icra takibinin olumlu sonuçlanabilmesi için borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse, takibi devam ettirmek isteyen alacaklı mahkemede dava açmak zorundadır.

İlamsız icra, yalnız para ve teminat alacakları içindir. Para ve teminat alacakları dışında ki alacaklar için bir ilam olmaksızın icra dairesine başvurulamaz. Fakat İİK kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitmesi hallerinde, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliye edilebileceğini kabul etmiştir. Bunun dışında ilamsız icra yalnız para ve teminat alacakları içindir. ÜÇ ÇEŞİT İLAMSIZ İCRA TAKİP YOLU VARDIR;

1- GENEL HACİZ YOLU İLE TAKİP

2- KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİP

3- KİRALANAN TAŞINMAZLARIN İCRA YOLU İLE TAHLİYESİ

1-GENEL HACİZ YOLU İLE TAKİP

Genel haciz yolu yalnız para ve teminat alacakları içindir. Para alacağı bir kambiyo senedine dayanmakta ise, genel haciz yoluna değil kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurulur. Kambiyo senetleri için genel haciz yoluna başvurulmasında da bir engel yoktur.

Para alacağı bir kambiyo senedine bağlanmamışsa, ancak genel haciz yoluna gidilebilir. Genel haciz yoluna başvurabilmek için alacağın bir senede belgeye bağlanması gerekli değildir. Para alacağı rehinle temin edilmişse, yani alacak için bir rehin varsa, alacaklı kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorundadır. Bu durumda genel haciz yolu, rehinle teslim edilmemiş olan ve bir kambiyo senedine de dayanmayan ( senetli, senetsiz ) bütün para ve teminat alacakları için başvurulabilen bir yoldur. Genel haciz yolunun iflas hukukunda ki karşılığı, genel iflas yoludur. Genel haciz yolu takip usulü rehinle temin edilmemiş olan ve kambiyo senedine de dayanmayan bütün para ve teminat alacakları için başvurulabilen bir ilamsız icra yoludur. İlamsız icra yoluna başvurabilmek için alacağın bir senede, belgeye bağlı olması gerekli değildir. Alacağı için elinde senedi bulunmayan bir alacaklı da genel haciz yolu ile takip yapabilir. Ancak borçlu ödeme emrine itiraz ederse alacaklının bu itirazın hükümden düşürebilmesi için mahkemede itirazın iptali davası açmanın dışında başka imkanı yoktur.

Genel haciz yolu alacaklının icra dairesine bir takip talebi ile başvurmasıyla başlar. Bu takip talebine göre icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir. Borçlu bu ödeme emrine itiraz etmez veya eder de itiraz hükümden düşürülürse ödeme emri kesinleşir. Bunun üzerine, icra dairesi alacaklının talebi üzerine borçlunun borcunu ödemeye yetecek kadar malını haczeder. Bu mallar alacaklının talebi üzerine icra dairesi tarafında satılır, elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir.

İLAMSIZ İCRADA GÖREV

İcra hukukunda her derecede yalnız bir çeşit cebri icra organı bulunduğundan, cebri icra organları arasında bir görev uyuşmazlığı çıkmaz. Bu nedenle, kanun icra hukukunda görevi ayrıca düzenleme gereği duymamıştır. İcra organları üç derecelidir. Bunlar; İcra dairesi, İcra mahkemesi ve Yargıtay’ın ilgili hukuk daireleridir.

İLAMSIZ İCRADA YETKİ

Yetki , bir ilamsız icra takibine hangi yer icra dairesi tarafından bakılacağının belirlenmesi demektir. HMK’da ki yetki hükümleri ilamsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır. Buna göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir. Bazı hallerde, icra daireleri özel yetkilidir. Bu özel yetkilerden en önemlisi sözleşmeden doğan para borçları hakkında yetkidir. Sözleşmeden doğan para borçları için sözleşmenin yerine getirileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, ilk önce tarafların açık ya da kapalı iradelerine göre belirlenir. Bu iradenin akitten anlaşılmadığı hallerde kanuni ifa mahalline başvurulur. İcra takibinin konusu sözleşmeden doğan bir para borcu ise ve sözleşmede de aksine bir şart yoksa bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Buna göre, bu para borcunun ifa edileceği yer alacaklının yerleşim yeri olup alacaklı kendi yerleşim yerinde icra takibi yapabilir. Bundan başka sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. İhtiyati hacizden sonra ki takipler ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yerde ki icra dairesinde de yapılabilir. İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde icra dairesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez. Borçlunun, icra dairesinin yetkisiz olduğunu itiraz yolu ile ileri sürmesi gerekir.

YETKİ İTİRAZI

Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığından icra dairesi kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Bu nedenle icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmek ancak itiraz yolu ile olur. Borçlu, itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirir. Yetki itirazı, esas hakkında ki itirazla birlikte yapılmalıdır. Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz ederken, yetki itirazını da birlikte bildirmemişse artık takibin bundan sonra ki safhalarında yetki itirazında bulunamaz ve icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu da bildirmelidir. Borçlu imzaya veya borca itiraz etmeden yalnız yetki itirazında da bulunabilir. Hem yetkiye hem de imzaya veya borca itiraz etmek isteyen borçlunun her iki itirazını da açıkça ve birlikte bildirmesi gerekir.

7 günlük itiraz süresi içinde icra dairesine yapılan yetki itirazı takibi kendiliğinden durdurur. Bunun üzerine alacaklı iki şekilde hareket edebilir;

1-Alacaklı borçlunun yetki itirazını kabul ederse icra dosyasının borçlunun yetki itirazında gösterdiği yetkili icra dairesine gönderilmesini ister. Bunun üzerine yetkisiz icra dairesi dosyayı yetkili icra dairesine gönderir. Dosyayı alan yetkili icra dairesi, borçluya yeni bir ödeme emri gönderir.

2-Alacaklı borçlunun yetki itirazını kabul etmezse yetki itirazının reddini sağlamak için ancak icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Çünkü borçlu, yalnız yetki itirazında bulunmuşsa , alacaklı icra mahkemesinden yalnız itirazın ( kesin ) kaldırılmasını isteyebilir. Genel mahkemede itirazın iptali davası açamaz.

Borçlu hem yetkiye hem de imzaya veya borca itiraz etmişse sadece yetki itirazının iptali için mahkemede dava açamaz. Çünkü yetki itirazını incelemek görevi yalnız icra mahkemesine aittir.

*** Borçlunun hem yetkiye hem de imzaya veya borca dair itirazı varsa alacaklı her iki itirazın hükümden düşürülmesi için itirazın iptali davası açabilir. Mahkeme bu durumda yetki itirazını da inceler.

Bu durumda, yani itirazın iptali davasına bakan mahkeme alacaklının önce icra mahkemesine başvurup yetki itirazının kaldırılması hakkında icra mahkemesinden bir karar almadan itirazın iptali davası açamayacağı gerekçesiyle itirazın iptali davasının reddine karar veremez. Borçlu, itirazın iptali davasında süresinde yetkiye ilk itirazda bulunursa itirazın iptali davasına bakan mahkeme yetkili olup olmadığını inceler. Mahkeme yetkili olduğu kanaatine varırsa yetki itirazının reddine karar verir. Bu halde mahkemenin aynı zamanda icra dairesine yapılan yetki itirazının da reddine karar vermesine gerek yoktur. Çünkü mahkemenin icra dairesinde ki yetki itirazını inceleme yetkisi yoktur. Fakat mahkemenin yetki itirazının reddi kararı ile icra dairesinde ki yetki itirazı da kendiliğinden reddedilmiş olmaktadır. Mahkeme yetkili olmadığı kanaatine varırsa ancak yetkisizlik kararı verir. Yani itirazın iptali davasının reddine karar veremez. Borçlu hem yetkiye hem de borca ve imzaya itiraz etmişse alacaklı her iki itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurabilir. Bu halde icra mahkemesi ilk önce yetki itirazını inceleyip karara bağlar.

Borçlunun gerek yalnız yetki itirazında bulunmuş olması gerek hem yetkiye hem de borca ve imzaya itiraz etmiş olması üzerine alacaklının icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Burada iki durum söz konusu olur. İcra mahkemesi yetki itirazını doğru bulursa, yani icra dairesinin yetkisiz olduğu kanaatine varırsa, alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararına karşı istinaf süresinin sona erdiği veya Yargıtay’ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayarak on gün içinde, yetkisiz icra dairesine başvurarak dosyanın yetkili icra dairesine gönderir ve dosyayı alan yetkili icra dairesi de borçluya yeni bir ödeme emri gönderir. Bu halde yetkili icra dairesince bakılan bu takip yetkisiz icra dairesinde yapılan icra dairesinde takip yapılması ile meydana gelen zamanaşımı kesilmesi takibin yapılmamış sayılması ile hükümsüz hale gelir.

GENEL HACİZ YOLU İLE TAKİBİN KONUSU

Genel haciz yolu ile takibin konusu bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin alacaklardır. Bunlara para ve teminat alacakları denir. Konusu para ödemesinden veya teminat verilmesinden başka bir şey olan alacaklar genel haciz yolu ile takip edilmez. Bu alacakların cebri icra yolu ile takip edilebilmesi için ilk önce mahkemede dava açıp mahkemeden ilam alınarak bu ilamın icraya konulması gerekir.

PARA ALACAKLARI

Özel hukuk işlerinden doğan para alacakları genel haciz yolu ile takip edilebilir. Burada ki paradan maksat Türk parasıdır. Alacak yabancı para ile yani döviz olarak belirtilmişse alacaklı döviz olarak ilamsız icra takibi yapamaz. Bu alacaklının isteğine göre döviz alacağını vade veya fiili ödeme tarihinde ki döviz fiyatı üzerinden Türk parasına çevirmesi ve Türk parası üzerinden takip talebinde bulunması gerekir. Yani alacak yabancı para ise alacağın hangi tarihte ki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerekir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir ve takibe devam edilir.

Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse; Alacak İİK madde 68 ve 68/a da ki belgelerden birine dayanıyorsa alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi, mahkemede itirazın iptali davası da açılabilir. Alacaklının elinde m.68 ve 68/a da ki belgelerden biri yoksa alacaklı itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvuramaz. Ancak mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu dava ilamsız icranın devamıdır. Çünkü bu davayı kazanan alacaklı mahkemeden alacağı ilam ile ilamsız icra takibine devam edebilir.

Genel haciz yoluna konu teşkil etmeleri bakımından, para alacaklarını ikiye ayırmak gerekir;

1-Rehinle temin edilmemiş para alacakları, yani adi alacaklar için alacaklı doğruca genel haciz yoluna başvurabilir.

2-Rehinle temin edilmiş olan para alacakları için, alacaklı ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorundadır. Doğrudan genel haciz yoluna başvurulamaz. Alacaklının ilk önce başvurmak zorunda olduğu rehnin parayı çevrilmesi yolunda rehnin satış bedeli alacağı tamamen ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacak için genel haciz yoluna gidebilir.

TEMİNAT ALACAKLARI

Para alacaklarından başka, teminat alacakları içinde genel haciz yolu ile takip yapılabilir. Mevcut veya müstakbel bir alacak için teminat verilmesine ilişkin taleplere teminat alacakları denir. Bu teminat alacakları üç şekilde doğar.

• Kanundan doğan teminat alacakları
• Mahkeme kararına dayanan teminat alacakları
• Sözleşmeden doğan teminat alacakları
Teminat alacakları teminatın konusuna göre de çeşitlere ayrılır.
1- Bir miktar paranın teminat gösterilmesi
2- Taşınır veya taşınmaz bir malın rehnedilmesi
3- Borç için kefil gösterilmesi

Teminat alacağının konusu belli değilse yani sadece “teminat verilecektir” denilmişse bu halde alacaklı seçimine göre teminat olarak para veya paradan başka bir şey isteyebilir. Teminatın konusu para ise bunun için yapılacak olan ilamsız icra takibinin safhaları para alacakları için yapılan ilamsız icra takibinin safhalarıyla çok benzerlikler gösterir. Bu sebeple genel haciz yolu ile takibe ilişkin açıklamalar, niteliğe aykırı düşmedikçe teminat alacaklarına ilişkin takip içinde geçerlidir.

Teminatın konusu paradan başka bir şey ise takip talebinde istenilen teminatın cinsinin ve Türk parası ile değerinin gösterilmesi gerekir. Ödeme emrini alan borçlu kendisinden istenilen şahsi veya aynı teminatı gösterirse, ilamsız icra takibi son bulur. Bu halde gösterilen teminat kefalet ise, borçlunun kefil olduğu icra tutanağına yazılarak borçlu ve icra müdürü tarafından imzalanır. Teminat taşınmaz rehni ise icra müdürü borçlunun gösterdiği taşınır mallar üzerinde rehin hakkı tesis ederek bu taşınır malları alacaklıya veya yediemine teslim eder. Borçlu ödeme emrine itiraz etmez ve teminat da göstermezse icra takibi kesinleştiği için alacaklı icra dairesinden teminat konusu taşınır malların, borçludan zorla alınarak üzerinde rehin hakkı tesis edilmesi veya teminat konusu taşınmaz üzerine ipotek konulması için tapu dairesine yazı yazılmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse icra takibi durur. Bu halde alacaklı, sadece itirazın iptali davası açabilir.

Teminat alacakları için ilamsız icra takibinin uygulama alanı oldukça dardır. Sınırlı da olsa, bankaların teminat mektubu lehtarlarından aldıkları teminat mektubu kredi taahhütnamelerine dayanarak bankaların teminat mektupları lehtarlarından teminat alacakları için ilamsız icra yoluna gidebilmeleri mümkündür.

ÖDEME EMRİNE İTİRAZ

Borçlunun borçlu olmadığını veya alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığını icra dairesine bildirmesine ödeme emrine itiraz denir. Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz ederse icra takibi durur. Borçlu, ödeme emrine hiç borcu olmaması, senedin sahteliği, borun ödendiği, zamanaşımına uğradığı, borcun muaccel olmadığı , icra dairesi yetkisiz olduğu gibi nedenlerle itiraz edebilir.

Borçlunun yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmesi ile, icra takibi kendiliğinden durur. Yapılan itiraz alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı araştırılmadan düzenlenip gönderilen ödeme emrine karşı borçluya tanınmış olan bir haktır. Alacaklının itiraz ile duran takibe devam edebilmesi için borçlunun itirazını hükümden düşürtmesi gerekir. Bunun için alacaklının başvurabileceği iki yol vardır.

1- Borçlunun itirazının iptali için mahkemede dava açmak

2- Borçlunun itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurmak.

İTİRAZ NEDENLERİ

İtiraz sebeplerini iki bakımdan sınıflandırmak mümkündür.
• Maddi hukuka veya takip hukukuna dayanan itiraz sebepleri
• İleri sürülüş şekli bakımından itiraz sebepleri

MADDİ HUKUKA DAYANAN İTİRAZ NEDENLERİLERİ

İtiraz nedenlerinin çoğunluğu maddi hukuka dayanır. Başka bir ifadeyle itiraz daha çok takip konusu alacağa ilişkindir. Borçlu maddi hukuk bakımından takip konusu alacağı ödemek zorunda olmadığını ancak itiraz yolu ile ileri sürülebilir. Burada borçlunun itirazı alacağa ilişkindir.

TAKİP HUKUKUNA DAYANAN İTİRAZ SEBEPLERİ

Takip hukukuna dayanan itiraz sebeplerini, alacaklının takip yapma yetkisi ve hakkı bulunmadığına ilişkin itirazlar olarak ifade edilebilir. Fakat hemen belirtelim ki alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığına ilişkin bütün sebepler itiraz sebebi değildir. Borçlunun ileri sürdüğü sebep niteliği bakımından icra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken bir sebep değilse itiraz yolu ile ileri sürülür.

Borçlu gerek maddi hukuka, gerek takip hukukuna dayanan itiraz nedenlerinden birine dayanarak ödeme emrine itiraz edebilir. Fakat borçlu hiçbir itiraz nedeninin bulunmadığını bilerek yalnız borcu ödemeyi geciktirmek ve zaman kazanmak içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Haksiz ve kötü niyetli bir biçimde ödeme emrine itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatı, para cezası ve temerrüt faizi gibi müeyyideler vardır.

İLERİ SÜRÜLÜŞ ŞEKLİ BAKIMINDAN İTİRAZ SEBEPLERİNİN ÇEŞİTLERİ

İtiraz sebepleri, ileri sürülüş şekli bakımından ikiye ayrılır

1- İmzaya itiraz
2- Borca itiraz

İMZAYA İTİRAZ

Alacaklının bir adi yazılı bir senede dayanarak takip başlatmış olması durumunda borçlunun bu adi yazılı senet altında ki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle yapacağı itiraza, imzaya itiraz denir. Bu durumda imzaya itiraz takibin bir adi yazılı senede dayanması halinde söz konusu olur. Borçlu takibin dayandığı adi yazılı senet altında ki imzanın kendisine ait olmadığını itiraz ederken ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır. Borçlu yalnız imzaya itiraz ile yetinebilir. Fakat borçlu imzaya itirazı ile birlikte, imzaya itiraz ile çelişmeyen başka itiraz sebeplerini de bildirebilir. İtiraz ile duran takibi devam ettirmek isteyen alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir.

İcra takibi bir senede dayanmıyorsa imzaya itiraz söz konusu olmayacaktır. Takip, imzası noterlikçe tasdikli bir senede dayanıyorsa borçlu ödeme emrine itiraz yolu ile imza inkarında bulunamaz, böyle bir imza inkarı icra mahkemesi tarafından inceleme konusu da yapılamaz. Borçlu noterlikçe tasdikli bir imzanın kendisine ait olmadığını ancak sahtelik davası ile ispat edebilir. Buna rağmen borçlu ödeme emrine itirazında noterlikçe tasdikli imzasına itiraz etmişse, bu itiraz imzaya değil borca itirazdır. Bu halde alacaklı, geçici kaldırma değil, kesin kaldırma isteyebilir. Takip resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanmaktaysa bu makbuz veya belgede borçlunun imzası bulunmayacağından, bu halde de imzaya itiraz söz konusu olamaz.

BORCA İTİRAZ

İmzaya itiraz dışında ki diğer bütün itirazlar borca itirazdır. Borçlu borca itiraz ederken itiraz sebeplerini ayrıca ve açıkça bildirmek zorunda değildir. Borçlunun yalnız “itiraz ediyorum” demesi yeterlidir ve böyle bir itiraz borca itirazdır. Ancak borçlu, borca itirazında bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı olduğundan, senet metninden anlaşılmayan borca itiraz sebeplerini itirazında ayrıca ve açıkça bildirmelidir. Borca itiraz halinde alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.

BORÇLUNUN İTİRAZ SEBEPLERİ İLE BAĞLI OLMASI

Borçlu itirazında bildirmiş olduğu sebeplerle bağlıdır. İtiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Ancak, borçlu itirazında sebep bildirmek zorunda değildir. Borçlunun hiçbir sebep göstermeden yalnız “itiraz ediyorum” diyerek yaptığı itiraz da geçerlidir ve bununla da icra takibi durur. Yani itiraz sebeplerinin bildirilmesi itiraz için bir geçerlilik şartı değildir.

BORÇLUNUN İTİRAZININ GEÇERLİLİK ŞARTLARI

Borçlu, yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Bu itirazın geçerli bir itiraz sayılabilmesi ve icra takibini kendiliğinden durdurabilmesi için, aşağıda ki şartların hepsinin birlikte bulunması gerekir:

1- Ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması
2- İtiraz iradesi
3- Ödeme emrine itiraz edebilme ehliyeti
4- İtirazın yedi gün içinde yapılması
5- Borçlunun tebliğ giderini ödemesi zorunluluğu yoktur
6- Kısmı itiraz

İTİRAZIN YAPILMASI

Ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını yedi gün içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İtiraz, kural olarak ödeme emrini gönderen icra dairesine yapılır. Fakat, borçlu, takibin yapıldığı icra dairesinden başka bir icra dairesine de itirazını bildirebilir. Dilekçe ile yapılan itiraz derhal icra tutanağına geçirilir. İtiraz dilekçesinde borçlunun veya vekilinin veya kanuni temsilcisinin imzası bulunur. Alacaklı, itiraz dilekçesi altında ki imzanın borçluya ait olmadığını iddia ve ispat edemez.

Alacaklı, itirazın iptali veya kaldırılması yoluna başvurabilmek için, ödeme emrine itiraz edildiğinin kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir. Ödeme emrine itiraz etmiş olan borçlu, bu itirazından her zaman vazgeçebilir. Ödeme emrine itiraz etmiş olan borçlu, buna rağmen borcunu icra dairesine öderse bununla itirazından zımni olarak vazgeçmiş sayılır.Yedi gün içinde yapılan geçerli bir itiraz, icra takibini durdurur. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itiraz etmişse borçlunun kabul ettiği miktar için icra takibi durmaz. Bu durumda alacaklı, borçlunun kabul ettiği miktar için takibe devam edilmesini isteyebilir.

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

İtirazın iptali davası eda ( alacak ) davasıdır. Bu dava takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Alacaklı davayı kazanırsa aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.

YARGILAMA USULÜ

İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere yani HMK ya tabidir. Borçlu, bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleriyle bağlı değildir. Mahkeme, bu davada tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu borca itirazının haklı olup olmadığını araştırır. Mahkeme borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa, borçluyu borcu ve şartları varsa icra inkar tazminatı ödemeye mahkum eder ve borçlunun itirazının iptaline karar verir. Kendisine karşı itirazın iptali davası açılan borçlu sonradan iflas ederse iflas kararının kesinleşmesiyle dava düşmez.

DAVANIN SONUÇLARI

İtirazın iptali davası iki şekilde sonuçlanır.

1-Davanın reddi
2- Davanın kabulü.

İTİRAZIN KALDIRILMASI

İtirazın kaldırılması, borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine devam edilebilmesini sağlayan yollardan biridir. İtirazın kaldırılması bir dava değildir. İtirazın kaldırılması talebi bir süreye tabidir: alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir; istemezse bir daha ilamsız takip talebinde bulunamaz. Bu altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir.

İTİRAZIN KESİN OLARAK KALDIRILMASI

Bu yola başvurulabilmesi için borçlunun borca itiraz etmiş olması gerekir. Alacağı İİK madde 68’de ki belgelerden birine bağlı olan alacaklı, borçlunun borca itiraz etmesi üzerine, mahkemeden itirazın iptali davası açabileceği gibi, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını da isteyebilir.

ALACAKLININ GÖSTERMESİ GEREKEN BELGELER ( İİK 68 )

• İmzası ikrar edilmiş adi senet
• imzası noterlikçe onaylı senet
• Resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri belgeler
• Kredi kurumları ile ilgili belgeler
• Borçlunun resmi daireler veya memurlar huzurunda borç ikrarında bulunması

BORÇLUNUN İTİRAZINI İSPAT ETMESİ

Alacaklının, borçludan alacaklı olduğunu icra mahkemesinde yukarıda sayılmış olan belgelerden biri ile ispat etmesi üzerine, itirazını ispat etmek borçluya düşer. Borçlu itirazını ispat edemezse, icra mahkemesi itirazın kesin kaldırılmasına karar verir. Borçlu itirazının haklı olduğunu ispat ederse, icra mahkemesi, alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verir.

İTİRAZIN GEÇİCİ OLARAK KALDIRLMASI

Alacaklı bir adi senede dayanarak ilamsız takip yapar ve borçlu itirazından adi senet altında ki imzayı inkar ederse, alacaklı artık itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez ancak geçici kaldırılmasını isteyebilir.

BORÇTAN KURTULMA DAVASI

İcra mahkemesince itirazı geçici olarak kaldırılan borçlu, aleyhine başlamış olan icra takibine devam edilmesini önlemek için yedi gün içinde genel mahkemede bir dava açabilir; buna borçtan kurtulma davası denir.

KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİP

İKK, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) mahsus olmak üzere özel bir takip yolu kabul etmiştir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, takip ile genel haciz yolu ile takip benzerlikler göstermektedir. Belirtmek gerekir ki kambiyo senetlerine mahsus haciz (ve iflas ) yoluna başvurabilmek için alacağın bir çek, poliçe veya bonoya dayanması gerekir. Aksi halde bu yola başvurulmaz. Kambiyo seneleri mahsus haciz yoluna gidebilmek için alacağın bir mahkeme ilamı ile tespit edilmesine gerek yoktur. Alacağın bir kambiyo senedine dayanması gerekli ve yeterlidir. Bu nedenle, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu da ilamsız icraya dahil olup, onun bir çeşididir.

KİRALANAN TAŞINMAZLARIN İCRA YOLU İLE TAHLİYESİ TAKİBİ

İstisnai olarak (kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitimi hallerinde ) kiralanan taşınmazların icra yolu ile tahliyesi mümkündür.

Çalışma Alanlarımız​

Boşanma Hukuku

Boşanma Avukatı olarak. Anne, baba ve çocuğu ilgilendiren tüm hukuki durumların incelendiği hukuk dalıdır. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiştir.Devamı için...

Ceza Hukuku

Genel olarak Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan, ülkedeki gerçek veya tüzel kişilerin ticari ve ekonomik ilişkileri incelenir.Devamı için...

Gayrimenkul Hukuku

Tarafların aralarında yaptıkları sözleşmelere uygulanacak genel hükümler ve özel olarak her çeşit sözleşmeler incelenir.Devamı için...